Sanayi devrimine giden yol Papin’in düdüklü tenceresinden geçer peki ya sana arkadaşını söyleyeyim sana kim olduğunu söyleyeyim her şeyi ben söyleyeyim, o yüzden hemen bir anket yaparız, bir dinozorun olsa onu arabayla gezdirir miydin, gezdirirsen neden sen bir manyaksın, gezdirmezsen hayvana yazık, en iyisi cevap ver 5 fili oturttuğun gibi mi oturturdun, yoksa arabanın üstüne sırt üstü yatırıp göbeğinden bağlayarak mı, 37nin asal sayı olmasına sinirlenir misin, bir kadın olsa ismine ne koyardın, mayın tarlasına girsek ne olur deseler may bize kızar desek güler misin, kalbin kadar temiz bu 5 ortalı harita metod defterinin 3 ortasını bizim için ayırır mıydın, ayırırsan nasıl ayırırdın, rezervasyon gibi mi üç ortayı yarmak gibi mi, neyse bunları hallettikten sonra aranda, seninle ‘ilişki trailerı’’ işine giriyoruz, fal olayının digital çağa uyarlanmış hali gibi de düşünebiliriz, senaryolar için şehrin en iyi falcılarını bulucaz, görevin bu, sen tek başına yapıcaksın, ama ikimiz bulmuş gibi yapıcaz, çünkü genelde ‘’beni siz yarattınız’’ deniyor, çok saygın bir insan olmadığın için, sana ‘’siz’’ diyeceklerini sanmıyorum, falcıların bu şeyi rahat bir şekilde söylemeleri için iki kişi olmamız şart, benim tapınaktaymış gibi yaşayan Şinto dinine mensup komşularım var bir flütten bunu anladım, bağırdım balkondan oooooğluşum şintoo dinlerin kardeşliğiii hööeeey,
o böyle bi kaliteli haller içinde takılırken ben nerdeyse emo yolcusuydum, sonuçta seferi olduğum için oruç da tutamiyordum, ben dinimin 16 saatlik dev orucunu tutmaktan acizken, onun balkonda bağdaş kurup flüt çalmasından rencide olmamak elimde olan şeylerden biri değildi, bir elimde bir somon ekmek bir elimde dolmalık biber bir diğer elimde ise papinin düdüklü tenceresi vardı, 19. yüzyıla doğru yola çıkmıştım yaklaşık 2 yüzyıl daha oruç tutamayacaktım, hayırlısı.
Saturday, September 5, 2009
artık mum ışıkları benim altımda yemek yesin.
şimdi uzun zaman geçti geçer o zaten birisi sevgilisinin askerden dönmesini emesenden bekliyor görüyorum ben o hergün bir bir azalan sayıya bakınca yapma diyorum etme diyorum içimden ben onu fark edeli 20 gün geçmesi biranda yani 20 gün geçmesi aslında dedim ki o kadar da abartılacak bişey değilmiş yani nerdeyse bitti bak gözümüzün önünde bir ay geçti bile hain, bir toplumsal yaraya daha bastıktan sonra parmak, ben derim ki gelin bunun neden toplumsal yara olduğuna değinelim çünkü yaptığım tespihlere güvenmiştim daha önce de, bir kere cumartesi günü mum ışınları altında tek başına balık kraker yiyenler varken aramızda, sevgiliyi emesenden beklemek, nazara delalet eder, ‘’dersaneler kalsın okullar kapansın o zaman eğitim sisteminin içine sıçtılar’’, toplum burda ikiye ayrılır, aynı zamanda bu bilimsel tespihlerimin içine nazar diyince batıl inanç ve hurafe sistemleri karışmış oldu ama fark etmez, lunaparkta, balerinin, tırtılın, gözünü sevim dönen fincanlar var ya, onların ne işi var ya, bi kere o salak karı lunapaktın içinde sürekli dönüp duruyor, etrafa insanın ağzından çıkardığı dışkılar falan neyse, tırtılın varlığı bana hayvanatbahçelerindeki dramı hatırlatıyor o yüzden hüzünleniyorum, ama dönen fincanların insana sinirden başka bişey vermediğini ben yetkililere bildirmek istiyorum, atla karıncayı da artık birbirinden ayırıp eğri oturup doğru konuşmak vakti geldi geçti ama neyse,toplumsal yaraları deşip gündem yaratmak istemiyorum, toplum ikiye ayrıldıktan sonra iki tarafa da biraz karamel ve çuhalatalı sos sürülür, yenir, gündem oluşmaz, bişey olmaz yani öyle yapılırsa.
Saturday, August 8, 2009
martı jonathan döner olmuş. (artık iki kişiyiz bazenleri)
sabah 5 bucuk civarlarında gök gürültüsüyle uyandım şunu düşündüm biri gelip balkonuma geçen gün mor bir balık düştü dese inanırım şakaysa bana gülerler hemen inandım diye ama bu balık bir martının ağzından balkonuna düşmüş olabilir sonuçta mor balık mı olur diyebilir
turuncusu var kırmızısı var düşündüm sarı olanları bile var mor neden olmasın, sonunda beni anlayan bir insan bulmanın haklı gururunu yaşıyorum
na:
şöyle de olabilir
akvaryum fetişi olan bir modacı
boğaz gören terasında
akvaryumunda
rengarenk egzotik balıklar besliyor
bir gün bu modacının pompişçisi (gay modacı)
bunu terkedince
efkara bağlıyor ve ben heteroyum artık ülen diye eskortları çağırıyor
eskortlarla parti verirken eskortlar bunu belden bağlamalıyla salatalıkla döver gibi dövüyorlar
bu sırada çıkan hengamede akvaryum kırılıyor
balıkların dehşetinin kokusunu alan martılar terasa çıkartma yapıyorlar
her biri bir balık kapıyor
fakat martı coni (evet o denyo özgür martı)
ve martı bili
tek bir balığa kalıyorlar
o da mor balık
coni uçuş idmanlarının verdiği fitlikle balığı kapıyor
bili onu takip ediyor
bu sırada sizin mahallenin ordan geçerken
çocuğun biri
aa kuş
aa balık diye
elindeki Pokumon oyuncağını
coniye atıyor
irtifa kaybeden coniye bili dalıyor
yandım anam diye bağıran bili (wagh diye duyuluyor tabi bu ses)
popodan kapıyor coniyi
coni de bir yandım anam basıyor
bu esnada balık senin balkona düşüyor
gök gürültüsü de aslında o kavganın sesleri
na:
her şeyin bilimsel bir açıklaması vardır diye de sonuna eklerim.
na ve misk öküzü oturup,çok ve boş konuşanları, telefonda insanı saksıda bitki yapanları, kapı önünde dikenleri tansiyon düşürenleri gerçekten alt edicek , insanlık için devrim niteliğinde teknik alt yapısı oldukça güçlü bir çalışma hazırlamaktalar. şimdiden abletonlarınızı, telefonlarınızın hızlı arama özelliklerini ve hmm-anladım-tamam ses kayıtlarınızı hazırlayınız. defterlerinizi kitaplarınızı kaplayıp etiket yapıştırınız. derse sözlüksüz gelmeyiniz.ayaklı sözlükmüyüz biz. dersliklerde tahtanın üstünde liderimiz Pembe Panter'in (elinde düşmanlarını alt etmekte kullandığı Viyana ''doooyng efektli'' salatalığıyla)yandan bir portresi bulunacaktır.
turuncusu var kırmızısı var düşündüm sarı olanları bile var mor neden olmasın, sonunda beni anlayan bir insan bulmanın haklı gururunu yaşıyorum
na:
şöyle de olabilir
akvaryum fetişi olan bir modacı
boğaz gören terasında
akvaryumunda
rengarenk egzotik balıklar besliyor
bir gün bu modacının pompişçisi (gay modacı)
bunu terkedince
efkara bağlıyor ve ben heteroyum artık ülen diye eskortları çağırıyor
eskortlarla parti verirken eskortlar bunu belden bağlamalıyla salatalıkla döver gibi dövüyorlar
bu sırada çıkan hengamede akvaryum kırılıyor
balıkların dehşetinin kokusunu alan martılar terasa çıkartma yapıyorlar
her biri bir balık kapıyor
fakat martı coni (evet o denyo özgür martı)
ve martı bili
tek bir balığa kalıyorlar
o da mor balık
coni uçuş idmanlarının verdiği fitlikle balığı kapıyor
bili onu takip ediyor
bu sırada sizin mahallenin ordan geçerken
çocuğun biri
aa kuş
aa balık diye
elindeki Pokumon oyuncağını
coniye atıyor
irtifa kaybeden coniye bili dalıyor
yandım anam diye bağıran bili (wagh diye duyuluyor tabi bu ses)
popodan kapıyor coniyi
coni de bir yandım anam basıyor
bu esnada balık senin balkona düşüyor
gök gürültüsü de aslında o kavganın sesleri
na:
her şeyin bilimsel bir açıklaması vardır diye de sonuna eklerim.
na ve misk öküzü oturup,çok ve boş konuşanları, telefonda insanı saksıda bitki yapanları, kapı önünde dikenleri tansiyon düşürenleri gerçekten alt edicek , insanlık için devrim niteliğinde teknik alt yapısı oldukça güçlü bir çalışma hazırlamaktalar. şimdiden abletonlarınızı, telefonlarınızın hızlı arama özelliklerini ve hmm-anladım-tamam ses kayıtlarınızı hazırlayınız. defterlerinizi kitaplarınızı kaplayıp etiket yapıştırınız. derse sözlüksüz gelmeyiniz.ayaklı sözlükmüyüz biz. dersliklerde tahtanın üstünde liderimiz Pembe Panter'in (elinde düşmanlarını alt etmekte kullandığı Viyana ''doooyng efektli'' salatalığıyla)yandan bir portresi bulunacaktır.
Sunday, June 14, 2009
Wednesday, May 27, 2009
aşkım sağlık karnen pekiyi doluuu!!!aferin sana!
Ne denli serseri bir aşık olduğumu, ona hediye olarak mantık kolyesi aldığım gün anladı. Evet taktığında böyle baştan aşaa mantık olacaktı. Buna hazır olmasa da olmalıydı artık yapacak bir şey yoktu. Ben onun serseri aşkı olarak bu bir emirdir. Yani aslında Migrosun, ‘’Migroskop’’undan sonra herhangi bir şekilde serbest çağrışımsal bir girişimde bulunmamızın anlamsızlığı üzerine bir söyleşi yapabiliriz şuan. Çünkü aşkımıza bebişimize 250 gram Körpe Vakum Kangal sucuk, algida Maraş dondurma ve yanında da cappy meyve nekt.ı çok uygun fiyatlara almak için inanılmaz kampanyalar var ve bu menüyle ‘’bebeğimizin içi’’ni ishal edebiliriz kanımca. Bi ondan bi ondan bi ondan şeklinde. Ama ben çok ünlü bir kökenbilimci olarak bu çağrışım dehasını incelemek istiyorum. Migroskop, mikroskoptan türemiş adeta dünya top on listelerinden fırlamış harikulade bir şey olarak karşımızda duruyör. Yani migrosları inceleyen bir alet edevat olsa gerek diye düşünüyorum. Peki bunun benim cep telefonumun mesaj haznesinde işi ne? İki gün sonra bu aleti kapımın önünde pazarlamaya çalışan birini bulabilirim. Şüpheleniyorum. Dahası evinizde denemek ister misiniz de diyebilirler. Migroskopla evimi süpürmek istemiyorum ben. Rencide etmeden nasıl reddedeceğimi bilmiyorum. Kapı deliğinden bakıp açmamak en iyi mükemmel bir numara bir karar olabilir. Ya da daha manyak bir fikir ve serseri aşıklığıma yaraşacak bir şekilde bebişime migroskop alim ben. Böylece boynunda mantık kolyesiyle evrendeki tüm migrosları inceleyerek sınır tanımaz bir kişilik olur. Kangal sucuk Maraş dondurması ve meyve nektarı ile adeta bir piknik rüyasına dönüşecek olan laboratuar ortamı da bize ‘’rüyamızda zerdali gözlemlemek’’(evet böyle bir şeyi ben uydurmadım) ile ilgili tüm çılgın verileri verebilir.
Evet şimdi serseri bir aşık olduğum kadar başka nelerim onu görelim. Çok çok iyi bir haber okuyucusu ve yorumlayıcısıyım.
Girimham adalarında sikendal: Soyunma Kabinesi ve Avon Kamarası üyelerinin bu küçük ada devletine kitledikleri masraflarla ilgili sikendal büyürken, ada giderek daha da küçülüyor.
Ne yapacağını bilemeyen halk çılgınca her şeyi yemeye veya denize atmaya başladı. Adanın Küçülmesini Durdurmaktan sorumlu Devlet bakanı şuan 5-10 metre uzunluğunda bir ağacın tepesine hapsedildiği için çözüm aslında çok kolay, gidip sorabilirler. Ama halk merdivenleri de yediği için hemen yenisini yapabilirler. Demokrasiyle yönetilseydi böyle olmazdı çünkü demokrasilerde çareler tükenmez kalem ve bebeğim sönmesin gönlümün ümit çırası, nasılsa cehennem senden sonrası, bendeyse sevipte yanma sırası, küllere dönsemde ateşim sen ol.
İlginç kelimeleri bulur cümle içinde kullanırım, ilkokuldan kalma bir hastalık benimkisi..
Sezdiri kelimesi çok ilginç. Hemen kullanıyorum. Okullarda sezdiri dağıtmak yasak çocuhlar! Hadi gidin başka yerde oynayın!
Herakleeeeytos’un fragmanlarını yorumlamaya da bayılırım hemen yapim bi kaç tane
‘’ Kimilerine görüşüne göre Thales, yıldızlarla ilgilenen ilk kişidir.’’
Bu fragman gerçekten herakleyytosa ait isee, bu biz thalesi tanıdığını gösterir. Ama kimileri böyle düşünüyor olabilir ben öyle düşünmüyorum ilk kişi olmayabilir diyor sonuçta Thales öldüünde ben 11 yaşındaydım nerden biliym diyor. Haklı yani. Kesinlikle katılıyorum. Felsefeden anlıyorum.
‘’ Bana göre bir insan çok iyi ise bin kişidir.’’
Bu fragmanları elbette günümüz argümanlarına göre yorumlamak çok çok, çok önemlidir. Şimdi bir bir kişiye nasıl bin kişi deriz,bin adet dili biliyor ve konuşabiliyorsa deriz. Ki bu insan gerçekten iyidir o zaman. Bin dil bilene kim kötü diyebilir? Herakleytos bile diyemez.
Dahası modayı da takip ederim. Bir arkadaşımdan aldığım bilgi şöyle: Mayo takvimine göre 2012de mayonun tamamen modası geçecek. Nükleer rest, organik domates, ve insanın da modasının geçeceği tahmin ediliyor ilerleyen yıllarda. Misk öküzü, koala, karibu ve saksağan kontenjanlarının şimdiden dolduğu kulağıma gelen fısıltılar arasında. Yok ben duymadım yok ben bilmiyodum beni aramadılar a aaa nası yani yaaaa terbiyesizlik bu resmen demeyin sonra.
Hemen yazın hangi hayvan olmak istediğinizi çabbuuk hemmen! Utanmayın. Geçicek modası sonra kalacaksınız iğrenç bi şekilde insan insan.
Evet şimdi serseri bir aşık olduğum kadar başka nelerim onu görelim. Çok çok iyi bir haber okuyucusu ve yorumlayıcısıyım.
Girimham adalarında sikendal: Soyunma Kabinesi ve Avon Kamarası üyelerinin bu küçük ada devletine kitledikleri masraflarla ilgili sikendal büyürken, ada giderek daha da küçülüyor.
Ne yapacağını bilemeyen halk çılgınca her şeyi yemeye veya denize atmaya başladı. Adanın Küçülmesini Durdurmaktan sorumlu Devlet bakanı şuan 5-10 metre uzunluğunda bir ağacın tepesine hapsedildiği için çözüm aslında çok kolay, gidip sorabilirler. Ama halk merdivenleri de yediği için hemen yenisini yapabilirler. Demokrasiyle yönetilseydi böyle olmazdı çünkü demokrasilerde çareler tükenmez kalem ve bebeğim sönmesin gönlümün ümit çırası, nasılsa cehennem senden sonrası, bendeyse sevipte yanma sırası, küllere dönsemde ateşim sen ol.
İlginç kelimeleri bulur cümle içinde kullanırım, ilkokuldan kalma bir hastalık benimkisi..
Sezdiri kelimesi çok ilginç. Hemen kullanıyorum. Okullarda sezdiri dağıtmak yasak çocuhlar! Hadi gidin başka yerde oynayın!
Herakleeeeytos’un fragmanlarını yorumlamaya da bayılırım hemen yapim bi kaç tane
‘’ Kimilerine görüşüne göre Thales, yıldızlarla ilgilenen ilk kişidir.’’
Bu fragman gerçekten herakleyytosa ait isee, bu biz thalesi tanıdığını gösterir. Ama kimileri böyle düşünüyor olabilir ben öyle düşünmüyorum ilk kişi olmayabilir diyor sonuçta Thales öldüünde ben 11 yaşındaydım nerden biliym diyor. Haklı yani. Kesinlikle katılıyorum. Felsefeden anlıyorum.
‘’ Bana göre bir insan çok iyi ise bin kişidir.’’
Bu fragmanları elbette günümüz argümanlarına göre yorumlamak çok çok, çok önemlidir. Şimdi bir bir kişiye nasıl bin kişi deriz,bin adet dili biliyor ve konuşabiliyorsa deriz. Ki bu insan gerçekten iyidir o zaman. Bin dil bilene kim kötü diyebilir? Herakleytos bile diyemez.
Dahası modayı da takip ederim. Bir arkadaşımdan aldığım bilgi şöyle: Mayo takvimine göre 2012de mayonun tamamen modası geçecek. Nükleer rest, organik domates, ve insanın da modasının geçeceği tahmin ediliyor ilerleyen yıllarda. Misk öküzü, koala, karibu ve saksağan kontenjanlarının şimdiden dolduğu kulağıma gelen fısıltılar arasında. Yok ben duymadım yok ben bilmiyodum beni aramadılar a aaa nası yani yaaaa terbiyesizlik bu resmen demeyin sonra.
Hemen yazın hangi hayvan olmak istediğinizi çabbuuk hemmen! Utanmayın. Geçicek modası sonra kalacaksınız iğrenç bi şekilde insan insan.
Sunday, May 24, 2009
Subscribe to:
Posts (Atom)

